Sevgili Neslihan
arkadaşlarımın kitap kulübü için buluştukları mekânın ismi ‘İstanbul Sanat Kafe’
Onların yöntemlerini sana aktarmak için çıktığım bu yolculukta üst üte tesadüfler gelişiyor, sokağın adı “Mektupçu Sokağı” olduğundan anlatım dili olarak bu yönteme başvuruyorum.
Yine tesadüf olarak sizin tartıştığınız Hakan Günday’ın ZAMİR kitabını seçmişler,-önce izin isteyip-kenara ilişiyorum.
Erdinç ağabeyimin geçmiş zamanda doğum günümde bana hediye ettiği Hakan Günday kitabının-ismini bile unuttum-kapağını dahi açmadığım için suçluluk duyuyorum.
Sağ olsun bir arkadaş kendi kitabını veriyor, ben kitabın sayfaları arasında gezinirken yanıma yanaşan kedicikle farklı türden duygular yaşamaya başlıyorum.
Hakan Günday sinema sanatına olan özel ilgisiyle, -belki de dizi senaryosu yazdığından- kitaba öylesi bir hızlı giriş yapıyor ki ilk sayfaları okuyan birinin kitabı elinden bırakması imkânsız.
Işın Hanım -önceden sorduğum soruya karşılık olarak-“Bizde özet yok” dese de öylesine geniş ve kapsamlı bir anlatım içine giriyor ki kitabın yanı sıra Hakan Günday’ın yazarlığı hakkında fikir sahibi oluyorum.
An itibarıyla okuduğum ilk 2 bölüm ve Işın Güner Hanımın anlattıkları bu tartışmaya girebilmem için yeterli ancak kitabın ilk sayfasında kadınlara ithaf edilmesi bir süre daha beklememe sebep.
Bir başka tesadüfte Taşlık Sahaf’ta yaptığımız son toplantı Şeyh Bedrettin’in ölüm yıldönümüne rastlıyordu,’23 Aralık’ tarihinde tartışılacak Hakan Günday kitabının ilk sayfalarından birinde ‘24 Aralık’ tarihi var.





Yorumlar
Yorum Gönder