Mürekkep Yürekler Kitap Kulübü olarak iki hafta önce, insanlık tarihinin en büyük suç ortaklığıyla yüzleşmek adına Kazlıçeşme Sanat 'ın kapısından girdik. Küratörlüğünü Hasan Mert Kaya’nın üstlendiği " İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü " sergisini gezerken, kulüp olarak okuduğumuz sömürgecilik ve adaletsizlik kavramlarının somut birer çığlığa dönüştüğünü gördük ve derinden etkilendik. Sergi salonlarında ilerlerken hafızamıza kazınan öyle sahneler vardı ki, hiçbirimiz etkisinden uzun süre çıkamadık. Köle Gemilerinin Planları: Afrikalı insanların insan değil, adeta birer kargo malzemesi gibi, daha fazla kar uğruna üst üste, nefessizce gemilere tıkıştırılmasını gösteren o orijinal çizimler ve planlar odadaki herkesin nefesini kesti. İnsan onurunun nasıl hiçe sayıldığını gözlerimizle gördük. Aborjinlerin Çilesi: Avustralya’nın kadim halkı Aborjinlerin uğradığı sistematik kültürel ve fiziksel katliamların izleri, serginin en sarsıcı köşelerinden biriydi. Topraklarım...
Kariye müzesine çok sıcak bir yaz günü gitmiştik, üç yıl olmuştur. Bu sonbahar Gezgin Atölye ile gittiğimizde ise cuma günü olduğu için müzeye alınmadık. Şimdi bir perşembe yollara düştük. Marmaray'la Yenikapı yaptık, oradan tramvaya bindik, Topkapı'da indik. Surların oradan Sulukule'ye yürüyoruz. Evler güzel ama ıssız. O çingenelerin olduğu dönemi özlüyorum, hayat vardı, neşe vardı. bin yıllık evlerinden çıkarttılar Çingeneleri. Şimdi ruhsuz bir semt Sulukule. Hafızasız. Her turda bir cami gezme kararı almıştık. O niyetle Edirnekapı'ya, **Mihrimah Sultan Camii**'ne gittik. Mimar Sinan'ın bu eşsiz eserini daha önce görmüştüm ama yine muhteşemdi. Güneş tam tepedeyken caminin geniş avlusuna adım attığınızda, İstanbul'un o keşmekeşinin bir anda nasıl sustuğunu duyarsınız. Mekânın ferahlığı, yüksek pencerelerden vuran ışık… Sinan'ın "ışıkla inşa ettiği" yapı tam bir başyapıt. Camiden çıkıp, renkli ahşap evlerin olduğu sokaklarda gezip fotoğraf çek...