Ana içeriğe atla

Yağmura İnat Bir Eminönü-Balat Güzergâhı:


Istanbul’a bu yıl ne oldu anlamak mümkün değil: Bir gün güneşli harika bir hava, ertesi gün kara bulutlar ve soğuk, hava 10 derece birden soğuyabiliyor. Perşembe havanın kapalı olduğunu öğrenince  boğaz turundan vazgeçip Eminönü hanlarını gezme kararı almıştık.  Hedef İrene Kulesi’ydi ama Marmaray’dan iner inmez Çiçek Pazarı’nın orada kuvvetli bir yağmur bizi yakaladı.


“Hadi kahve müzesine” dedim. Beta Han’da küçük ama enteresan bir müze; hem kahve içeriz diye düşündük. Ama Ala Kafe’ye 175 lira vermek içimize sinmedi. İlk açıldığında ne ucuzdu oysa... Ama iki üç yıl önce her şey ucuzdu zaten.


Müzeden çıktık, hiç değilse tenteler var diye yürüyoruz. Hiç hesapta yokken Rüstem Paşa Camii'ne girdik. Mimar Sinan yapmış, çinileri olağanüstü. Tarihi camileri gezmeyi de seviyoruz, her gezide bir de camıı mı gezsek...

Derken adımlarımız bizi Küçükpazar'a ve  Kuvel Oğlu Han'a taşıdı, Fransız sitili bir han, 1888’de yapılmış; kimin yaptırdığı bilinmiyor. Eski adı Yeni Han’mış. Her an yıkıldı yıkılacak gibi duran, cam kubbeli avlusu, kaotik duvarı (fotoğraf yasak, çünkü internette “tarihi hana iyi bakılmıyor” diye şikâyet ediyorlarmış) ve içindeki esnaf muhabbetiyle gerçek bir İstanbul hanı.

Bu handa Siverekli pideci Ahmet Alagöz'ğn pidecisi pek meşhur, hatta İnci Taneleri dizisi burada çekilince kapıda kuyruklar oluşmuşyu, şimdilerde biraz sakinlemiş.

Bir de çay var, unutmamalı.eski yazılarda “çakıl taşında demlenen 1 TL’lik çay” diye geçiyor. Şimdi o çay 25 TL olmuş – ama yine de ucuz, üstelik tadı hâlâ harika. O çakıl taşı filtresi gerçekten başka bir şey. Sıcacık içtik, İstanbul soğuğuna inat.Handan çıktığımızda yağmur dinmişti.  

Hiç planlamadan tramvaya atlayıp Fener'de indik, tarihi evlere, dükkanlara bakarak Balat'a yürüdük ve Haliç vapuru ile Üsküdar'’a geçtik.

Ne diyeyim? Plansız ama ilginç bir gezi oldu. Soğuğa, yağmura, 175 liralık kahveye rağmen. Ve o çay, o çakıl taşı filtresi... Bütün günü kurtardı.

-














Not: Yazıda bahsi geçen Kuvel Oğlu Han’la ilgili daha fazla bilgiyi Vecdi Erbay’ın 28 Temmuz 2019 tarihli Gazete Duvar yazısında bulabilirsiniz. O yazıda Ahmet Alagöz’ün hikâyesi, hanın geçmişi ve o meşhur 1 TL’lik çay anlatılıyor. Bugün çay 25 TL ama hâlâ içmeye değer.








 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kör Burun - Hikmet Hükümenoğlu

Hikmet Hükümenoğlu’nun Körburun romanı, Mürekkep Yürekler buluşmamızda uzun uzun konuştuğumuz, her okurda farklı izler bırakan, katmanlı ve düşündürücü bir metin. Türkiye’nin yaklaşık 1950’lerden 1990’lara uzanan bir dönemini, Körburun adlı kurgusal  bir adada geçen  roman; bireysel hikâyelerle toplumsal dönüşümleri iç içe geçirerek hem karakterlerin hem de okurun kendi geçmişiyle yüzleşmesine alan açıyor. Roman, siyasal gelişmelerin karakterlerin hayatlarını belirlediği bir atmosfer sunsa da, doğrudan politik bir tartışma yürütme ya da tarihsel bir yargı koyma amacı taşımıyor. Aksine, toplumsal olayların bireylerin iç dünyasında bıraktığı izleri, “nesilden nesile geçen tortu”yu ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşmasını anlatıyor. Zaman, hafıza ve dönüşüm Körburun ’un en belirgin temalarından biri zamanın dönüştürücü gücü. Romanda geçmiş hiçbir zaman tamamen geride kalmaz; duygular, travmalar ve ilişkiler yıllar sonra bile yeniden filizlenir. Kitapta altını çizdiğimiz şu cü...

Yağmurlu günde Sergi Gezileri

Arter'de Sarkis ve Salt Beyoğlunda Handan Börütecene sergilini geziik, Mısır Apartmanında çay içtik   Bir mekânla birlikte var olmak, mekânsal referanslar veya çağrışımlar üstlenmek veya yeni bir mekân kurgulamak üzere tasarladığı yapıtlarını her sergilenişte değişime ve yorumlamaya açık tutan Sarkis, Arter’deki  SONSUZ  adlı sergisinde de kurumun koleksiyonunda yer alan yapıtlarından seçtiklerini birbirleriyle ilk kez buluştururken, onlara Arter’in 2. kat galerisinde yeni bir yaşam ve deneyim alanı açıyor.   1980’li yıllardan başlayıp sanatçının 2015 yılında Venedik Bienali Türkiye Pavyonu için gerçekleştirdiği  Respiro  isimli yerleştirmesinden çeşitli parçaları da içine alarak Sarkis’in üretiminde geniş bir zaman dilimini kapsayan  SONSUZ , ısıtma, yakma, kamuflaj, bellek, iz bırakma, atölye, ev gibi sanatçının eserlerine sıklıkla eşlik eden kavram ve temaların yanı sıra ışık, renk ve müzik gibi farklı unsurların pratiğinde oynadığı başat rolü ...

Zamir Toplantısı - Erhan Çıpa

  Sevgili   Neslihan arkadaşlarımın kitap kulübü için buluştukları mekânın ismi ‘İstanbul Sanat Kafe’ Onların yöntemlerini sana aktarmak için çıktığım bu yolculukta üst üte tesadüfler gelişiyor, sokağın adı “ Mektupçu Sokağı ” olduğundan anlatım dili olarak bu yönteme başvuruyorum. Yine tesadüf olarak sizin tartıştığınız Hakan  Günday’ ın ZAMİR kitabını seçmişler,-önce izin isteyip-kenara ilişiyorum. Erdinç ağabeyimin geçmiş zamanda doğum günümde bana hediye ettiği  Hakan Günday  kitabının-ismini bile unuttum-kapağını dahi açmadığım için suçluluk duyuyorum. Sağ olsun bir arkadaş kendi kitabını veriyor, ben kitabın sayfaları arasında gezinirken yanıma yanaşan kedicikle farklı türden duygular yaşamaya başlıyorum. Hakan Günday  sinema sanatına olan özel ilgisiyle, -belki de dizi senaryosu yazdığından- kitaba öylesi bir hızlı giriş yapıyor ki ilk sayfaları okuyan birinin kitabı elinden bırakması imkânsız. Işın Hanım -önceden sorduğum soruya karşılık olarak-“Biz...