OKUNAN KİTABIN SONU YAKLAŞIRKEN YAVAŞLAMAK
“Yaşamak için yavaşlamak gerek” demiş Kafka
MEKTUP AMA NE YAZIP, KİME GÖNDERMELİYİM?
Elimde okuduğum son kitap bitmeden bir diğerine geçtiğim, masanın üzerinde dört beş kitap bulundurduğum çok olmuştur ancak Işın Güner Tuzcular ve kitap kurdu arkadaşlarının okuma ve yazma hızına yetişmek handiyse imkânsız.
Bu ve benzeri soruların yanıtlarını bulabilmek için uğradığım Bilgi Kırtasiye Şükran Soner’in “Tito’nun Çocukları” kitabının fotokopi kayıtlarını silmiş. Mehmet Akkaya tuğla kalınlığındaki kitabı da Erdinç ağabeye gitmiş diye düşünün.
Yazmak ve okumak arasındaki tercihim –hiç kimse kusura bakmasın ama-kâğıt ve kalemin sevişmesinden yana olunca ‘O Piti Piti Karemele Sepeti’ yöntemine başvuruyorum.
Hoca’nım “ben de Bakırköy yönüne gidiyorum” deyince Eyup Buyukbostanci 'nin şiir kitabı üzerinden duygu sömürüsü yapmak istiyorum; ”Sırası mı şimdi sensiz olmanın?” demişim.
Gülüyor haklı olarak.
“Getir-Götür İsmail” kimliğinde olmalıyım ki, bu günkü olası yolculuğumuzda Sırrı Bektaş Hocaya ve Erdinç ağabeye kitaplar bırakacağım, vakit ve havanın soğuğu izin verirse ‘Elma Ağacı’ ve Basad’da var alt katmanlarda.
Erdinç ağabey Mehmet Akkaya’nın kitabının ederini ödemek istiyor, “indirimli aldım” demek zorunda kalıyorum. Zekije Gushi’ye giden kitabın akıbetini sormasın diye -kapı eşiğinde-Oğuz Akçeşme’nin hediyesi kitaplar üzerinden devam ediyoruz.
“Batik kitabı Amerikalı geline, çok beğendiği Şehsuvar Beyin ‘Diyet’ kelimesine tarihsel perspektiften bakan kitap tarih doçenti olan yeğene” derken ağabeyimin yüzünde beliren memnuniyet iadesi için Mehmet Akkaya ve Oğuz Akçeşme’ye teşekkür ediyoruz, Akkaya kitabının Hat Baskı Hasan’da basılmış olması, ilginç bir gelişme olarak geçiyor kayıtlara.
KOŞMAK İÇİN HIZLANMAK YERİNE HATIRLAMAK İÇİN YAVAŞLA
Kapı önü alış verişi ve muhabbeti bittikten sonra havanın dünkü ayazın bir 'tık' üstüne çıkmasını bahane edip, Jogging temposunda sahil yolu üzerinden dönüşe geçmek istiyorum ancak Salı buluşmasına gelen Fikriye Hanımın Işın Güner Tuzcular ve Kitap kulübü üzerine söyledikleri düşüyor zihnime.
Perşembe ya da Cuma günü toplanacaklarmış ama saat henüz erken olduğundan bir iki kapı daha yapmalıyım.
‘Elma Ağacı’ henüz açmamış görünüyor, Kentsel Dönüşüm ve İstanbul Caddesinde –hangi dağda kurt öldüyse-başlayan kaldırım düzenlemeleri ortalığı yangın yerine çevirmiş, kendi ateşimizde ısınıyoruz bu süre içinde.
Basad resim sergisi sürüyor ancak iletişim içine girmek istediğim ressam arkadaşı ararken müdür beyle sohbeti geliştiriyoruz.
Pek çok ortak tanışıklık çıkıyor, ‘Pan Dost’ ve ‘Bakırköy Lıfe Dergisi’ üzerinden birkaç tur dönüyoruz, limonlu çay geliyor bu arada.
Taşlık Sahaf’a davet ediyorum, Bakırköy Lıfe Dergisi sahibi Dilek Hanımın söyleşisi için geldiklerini ve çok beğendiğini söylüyor.
O yıllarda bir resim galerisi kurabilmek için büyük mücadele vermiş fakat ekonomik dengelerin değişmesi neticesi…
Şimdi de böyle bir süreçten geçtiğimizi söylüyorum, o yıllarda Bakırköy’ün "sanatın başkenti" olduğunu ikimiz de hatırlıyoruz.
Hatırladığım diğer detayda Şefik Kıran Hocayı soruyorum müdür beye. Salona çıkıp hatıra fotoğrafı çekiyoruz.
“Ziyaretin kısası makbuldür” diyerek işi gücü olduğunu da hesaba katarak teşekkür ediyorum müdür beye.





Yorumlar
Yorum Gönder