Ana içeriğe atla

Mürekkep Yürekler Kazlıçeşme Sanat’ta: İnsanlığın Kanayan Hafızasıyla Yüzleştik


Mürekkep Yürekler Kitap Kulübü olarak iki hafta önce, insanlık tarihinin en büyük suç ortaklığıyla yüzleşmek adına Kazlıçeşme Sanat'ın kapısından girdik. Küratörlüğünü Hasan Mert Kaya’nın üstlendiği "İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü" sergisini gezerken, kulüp olarak okuduğumuz sömürgecilik ve adaletsizlik kavramlarının somut birer çığlığa dönüştüğünü gördük ve derinden etkilendik.
Sergi salonlarında ilerlerken hafızamıza kazınan öyle sahneler vardı ki, hiçbirimiz etkisinden uzun süre çıkamadık.
  • Köle Gemilerinin Planları: Afrikalı insanların insan değil, adeta birer kargo malzemesi gibi, daha fazla kar uğruna üst üste, nefessizce gemilere tıkıştırılmasını gösteren o orijinal çizimler ve planlar odadaki herkesin nefesini kesti. İnsan onurunun nasıl hiçe sayıldığını gözlerimizle gördük.
  • Aborjinlerin Çilesi: Avustralya’nın kadim halkı Aborjinlerin uğradığı sistematik kültürel ve fiziksel katliamların izleri, serginin en sarsıcı köşelerinden biriydi.
  • Topraklarımızdan Çalınan Miras (Pergamon): Bizim toprağımızdan, Bergama’dan (Pergamon) sökülerek Almanya’ya götürülen o devasa mirasın hikayesiyle yüzleşmek, birer coğrafya ve tarih okuru olarak içimizi sızlattı.
  • Kanlı Elmasların Gerçek Yüzü: London Tower’da (Londra Kulesi) sergilenen ve ihtişamıyla göz boyayan o devasa elmasların (Koh-i-Noor ve Cullinan gibi) arkasındaki sömürü, kan ve gözyaşı dolu gerçek hikayeleri okumak, Batı medeniyetinin "ışıltılı" vitrininin arkasındaki karanlığı bir kez daha kanıtladı.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen bu sergi, Batı’nın ünlü müzelerinin aslında nasıl birer "kültürel talan ve ganimet deposu" olduğunu, bugün de sömürgeciliğin sadece biçim değiştirerek modern dünyada devam ettiğini çok iyi özetliyor.
Mürekkep Yürekler olarak bizim için bu ziyaret, sadece bir sergi gezisi değil; sayfalarca sürecek yeni tartışmaların, sorgulamaların ve insanlık hafızasını diri tutma sözünün başlangıcı oldu.

















 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kör Burun - Hikmet Hükümenoğlu

Hikmet Hükümenoğlu’nun Körburun romanı, Mürekkep Yürekler buluşmamızda uzun uzun konuştuğumuz, her okurda farklı izler bırakan, katmanlı ve düşündürücü bir metin. Türkiye’nin yaklaşık 1950’lerden 1990’lara uzanan bir dönemini, Körburun adlı kurgusal  bir adada geçen  roman; bireysel hikâyelerle toplumsal dönüşümleri iç içe geçirerek hem karakterlerin hem de okurun kendi geçmişiyle yüzleşmesine alan açıyor. Roman, siyasal gelişmelerin karakterlerin hayatlarını belirlediği bir atmosfer sunsa da, doğrudan politik bir tartışma yürütme ya da tarihsel bir yargı koyma amacı taşımıyor. Aksine, toplumsal olayların bireylerin iç dünyasında bıraktığı izleri, “nesilden nesile geçen tortu”yu ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşmasını anlatıyor. Zaman, hafıza ve dönüşüm Körburun ’un en belirgin temalarından biri zamanın dönüştürücü gücü. Romanda geçmiş hiçbir zaman tamamen geride kalmaz; duygular, travmalar ve ilişkiler yıllar sonra bile yeniden filizlenir. Kitapta altını çizdiğimiz şu cü...

Zamir Toplantısı - Erhan Çıpa

  Sevgili   Neslihan arkadaşlarımın kitap kulübü için buluştukları mekânın ismi ‘İstanbul Sanat Kafe’ Onların yöntemlerini sana aktarmak için çıktığım bu yolculukta üst üte tesadüfler gelişiyor, sokağın adı “ Mektupçu Sokağı ” olduğundan anlatım dili olarak bu yönteme başvuruyorum. Yine tesadüf olarak sizin tartıştığınız Hakan  Günday’ ın ZAMİR kitabını seçmişler,-önce izin isteyip-kenara ilişiyorum. Erdinç ağabeyimin geçmiş zamanda doğum günümde bana hediye ettiği  Hakan Günday  kitabının-ismini bile unuttum-kapağını dahi açmadığım için suçluluk duyuyorum. Sağ olsun bir arkadaş kendi kitabını veriyor, ben kitabın sayfaları arasında gezinirken yanıma yanaşan kedicikle farklı türden duygular yaşamaya başlıyorum. Hakan Günday  sinema sanatına olan özel ilgisiyle, -belki de dizi senaryosu yazdığından- kitaba öylesi bir hızlı giriş yapıyor ki ilk sayfaları okuyan birinin kitabı elinden bırakması imkânsız. Işın Hanım -önceden sorduğum soruya karşılık olarak-“Biz...

Çivisi Çıkmış Dünya

Çivisi Çıkmış Dünya  Orjinal isim: Le Dereglement Du Monde Yazarı  : Amin Maalouf Tür :   Deneme Sayfa Sayısı: 216 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları  Kültürü diğerleri gibi bir alan olarak ya da belli bir insan kategorisi için yaşamı güzelleştirmenin bir yolu olarak görmek, hangi yüzyılda olduğumuzu, hangi binyılda olduğumuzu şaşırmak demektir. Bugün, kültüre düşen rol, çağdaşlarımıza hayatta kalmalarını sağlayacak entelektüel ve manevi araçları sağlamaktır, başka bir şey değildir. Çivisi Çıkmış Dünya, Amin Maalouf Çivisi Çıkmış Dünya : Gazete yığınına işaret ederek "Hangisine inanacağız?" diye sormuştum ona bir gün. Gazetesinden başını kaldırmadan bana şöyle yanıt vermişti: "Hiçbirine ve hepsine. Hiçbiri sana bütün gerçeği aktarmaz, ama her biri kendi gerçeğini yansıtır. Hepsini okursan eğer ve ayırt etme yetisine sahipsen, işin özünü anlarsın." Çivisi Çıkmış Dünya, Amin Maalouf Amin Maalouf’un 2...