Ana içeriğe atla

Puskin - Maça Kızı

 



Maça Kızı novellasının hem yüzeysel hem de daha derin analizleri var. 

Aleksandr Puşkin’in 1834 tarihli eseri “Maça Kızı” (Пиковая дама – Pikovaya Dama), sadece bir hayalet hikayesi ya da ahlaki bir alegori olmakla kalmaz; aynı zamanda 19. yüzyıl Rus toplumunun ve onu şekillendiren Aydınlanma ideallerinin karmaşık bir eleştirisini sunar. Öyküdeki başkahraman Hermann ve Kontes Anna Fedotovna da dahil olmak üzere diğer karakterler, Aydınlanma’nın getirdiği rasyonalite, bireycilik ve bilimsel ilerleme vaatleri ile bu vaatlerin pratik, psikolojik ve sosyal sonuçları arasındaki “çatlakta” yaşamaktadırlar.

1. Hermann: Rasyonalitenin Çıkmazı

Hermann, Aydınlanma’nın rasyonalite, disiplin ve faydacılık ilkelerini somutlaştıran bir karakterdir. O, “aşırı ihtiyatlı, düzenli bir ruh yapısına sahipti” (Puşkin, 1834, s. 1) ve kumar oynamaya karşı olmasına rağmen, matematiksel kesinliğe ve stratejik hesaplamaya olan inancı, onu oynamaya değer bir sırrın peşine düşmeye iter.

  • Rasyonel Hırs: Hermann, geleneksel yollarla servet edinme sabrına sahip değildir, ancak zenginliği mantık ve bilimsel kesinlik yoluyla “fethetmeyi” amaçlar. Üç kartın sırrını öğrendiğinde, bunu bir şans oyunu olarak değil, mutlak bir zafer formülü olarak görür. Bu, Aydınlanma’nın neden her şeyi çözebileceği inancının aşırı bir tezahürüdür (Todd, 1993).
  • İzolasyon ve Yabancılaşma: Aydınlanma’nın bireyciliği, Hermann’ı toplumsal ilişkilerden izole eder. Duygusallıktan ve aşktan (Lizaveta’ya karşı duyduğu sahte ilgi) yoksun olması, rasyonalitenin insan ruhunu kurutma potansiyelini gösterir. O, kendini bir sayısal sistemin parçası olarak konumlandırır, ancak bu sistem onu deliliğe sürükler. Kontes’in odasında hayaletle karşılaştıktan sonraki durumu, rasyonalitenin sınırlarına ulaştığını ve çaresizce irrasyonel olana sığındığını gösterir (Debreczeny, 1983).

2. Kontes: Gelenek ve Aydınlanma’nın Geçiş Dönemi

Kontes Anna Fedotovna, Puşkin’in öyküsünde eski düzenin (gelenek, gizem, feodalizm) bir kalıntısıdır, ancak onun sırrı, onu Aydınlanma’nın çatlağında konumlandırır. O, sırrı bir Fransız soylusundan (Comte de Saint-Germain) edinmiştir; bu, geleneksel (ve belki de batıl inançlara dayalı) bir kaynaktır.

  • Gizemli Bilgi: Kontes’in sırrı, Aydınlanma’nın her şeyi açıklama arzusuna karşı çıkan irrasyonel bir bilginin temsilidir. Ancak Hermann, bu sırra rasyonel, faydacı bir amaçla (zengin olmak) yaklaşır. Kontes’in ölümü, geleneğin ölümü anlamına gelir; bu bilgi, artık bir sır olarak değil, bir araç olarak görülmeye başlar (Bayley, 1971).
  • Aydınlanma’nın Dışlanmışı: Kontes, bir zamanlar sosyetenin merkeziyken, yaşlılığında dışlanmış ve bir yük olarak görülür. Bu, eski düzenin, yeni Aydınlanmacı, faydacı toplum tarafından nasıl kenara itildiğini yansıtır.

3. Lizaveta Ivanovna: Duygusallık ve Pragma Arasında

Lizaveta, Kontes’in himayesinde yaşayan yoksul bir genç kızdır ve Hermann’ın rasyonalist planının masum kurbanıdır. Onun durumu, toplumsal sınıfların ve Pragmatik faydacılığın duygusal ve insani değerleri nasıl ezdiğini gösterir.

  • Romantik İdealizmin Çöküşü: Lizaveta, Hermann’ın kendisine duyduğu ilgiyi romantik bir kurtuluş olarak algılar, ki bu, Aydınlanma öncesi duygusalcılığın bir kalıntısıdır. Ancak Hermann, onu sadece bir araç olarak kullanır. Bu, duygusallığın katı, rasyonel hesaplamaya karşı yenilgisini simgeler (Todd, 1993).

***

“Maça Kızı” öyküsündeki karakterler, rasyonel hırsın (Hermanngeleneksel gizem (Kontes) ile çarpıştığı bir dönemde yaşar. Hermann’ın deliliği, Puşkin’in, Aydınlanma’nın dizginsiz rasyonalitesine karşı bir uyarı olarak okunabilir. İnsan ruhunun derinliklerindeki irrasyonel dürtüler ve hırslar, mantık çerçevesiyle tamamen kontrol edilemez. Hermann, sırrı matematiksel bir formüle indirgemeye çalışırken, sonunda Maça Kızı’nın irrasyonel gülüşüyle (rastlantı veya kader) yenilir (Puşkin, 1834, s. 12). Karakterler, Aydınlanma’nın kendisini bir kenara iten, ancak yerine sağlam bir ahlaki düzen kuramayan bir toplumun “çatlağında” sıkışıp kalmışlardır.


📚 Kaynakça

  • Bayley, J. (1971). Pushkin: A Comparative Commentary. Cambridge University Press.
  • Debreczeny, P. (1983). The Other Pushkin: A Study of Alexander Pushkin’s Prose Fiction. Stanford University Press.
  • Puşkin, A. S. (1834). Maça Kızı (Pikovaya Dama). (Metin içi göndermeler bu orijinal baskıya dayanmaktadır.)
  • Todd, W. M. III. (1993). Fiction and Society in the Age of Pushkin: Ideology, Narrative and Dialogue. Harvard University Press.
Bu yazıyı insanokur sitesinden aldım, kitap toplantımızda Barış bey bu yazıya itiraz edip, yazarın Aydınlanma karşıtı olamayacağını söyledi. Aydınlanma değil Aydınlanma çatlağı dedik. 

Ben Hermann'ın Napolyon'a benzetmesini ilginç buldum.

Puşkin kısacık kitapta bize neler neler dedi... Dilinin, mekan analizlerinin, kişileri tasvirinin de olağanüstü olduğunu ayrıca belirteyim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kör Burun - Hikmet Hükümenoğlu

Hikmet Hükümenoğlu’nun Körburun romanı, Mürekkep Yürekler buluşmamızda uzun uzun konuştuğumuz, her okurda farklı izler bırakan, katmanlı ve düşündürücü bir metin. Türkiye’nin yaklaşık 1950’lerden 1990’lara uzanan bir dönemini, Körburun adlı kurgusal  bir adada geçen  roman; bireysel hikâyelerle toplumsal dönüşümleri iç içe geçirerek hem karakterlerin hem de okurun kendi geçmişiyle yüzleşmesine alan açıyor. Roman, siyasal gelişmelerin karakterlerin hayatlarını belirlediği bir atmosfer sunsa da, doğrudan politik bir tartışma yürütme ya da tarihsel bir yargı koyma amacı taşımıyor. Aksine, toplumsal olayların bireylerin iç dünyasında bıraktığı izleri, “nesilden nesile geçen tortu”yu ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşmasını anlatıyor. Zaman, hafıza ve dönüşüm Körburun ’un en belirgin temalarından biri zamanın dönüştürücü gücü. Romanda geçmiş hiçbir zaman tamamen geride kalmaz; duygular, travmalar ve ilişkiler yıllar sonra bile yeniden filizlenir. Kitapta altını çizdiğimiz şu cü...

Yağmurlu günde Sergi Gezileri

Arter'de Sarkis ve Salt Beyoğlunda Handan Börütecene sergilini geziik, Mısır Apartmanında çay içtik   Bir mekânla birlikte var olmak, mekânsal referanslar veya çağrışımlar üstlenmek veya yeni bir mekân kurgulamak üzere tasarladığı yapıtlarını her sergilenişte değişime ve yorumlamaya açık tutan Sarkis, Arter’deki  SONSUZ  adlı sergisinde de kurumun koleksiyonunda yer alan yapıtlarından seçtiklerini birbirleriyle ilk kez buluştururken, onlara Arter’in 2. kat galerisinde yeni bir yaşam ve deneyim alanı açıyor.   1980’li yıllardan başlayıp sanatçının 2015 yılında Venedik Bienali Türkiye Pavyonu için gerçekleştirdiği  Respiro  isimli yerleştirmesinden çeşitli parçaları da içine alarak Sarkis’in üretiminde geniş bir zaman dilimini kapsayan  SONSUZ , ısıtma, yakma, kamuflaj, bellek, iz bırakma, atölye, ev gibi sanatçının eserlerine sıklıkla eşlik eden kavram ve temaların yanı sıra ışık, renk ve müzik gibi farklı unsurların pratiğinde oynadığı başat rolü ...

Zamir Toplantısı - Erhan Çıpa

  Sevgili   Neslihan arkadaşlarımın kitap kulübü için buluştukları mekânın ismi ‘İstanbul Sanat Kafe’ Onların yöntemlerini sana aktarmak için çıktığım bu yolculukta üst üte tesadüfler gelişiyor, sokağın adı “ Mektupçu Sokağı ” olduğundan anlatım dili olarak bu yönteme başvuruyorum. Yine tesadüf olarak sizin tartıştığınız Hakan  Günday’ ın ZAMİR kitabını seçmişler,-önce izin isteyip-kenara ilişiyorum. Erdinç ağabeyimin geçmiş zamanda doğum günümde bana hediye ettiği  Hakan Günday  kitabının-ismini bile unuttum-kapağını dahi açmadığım için suçluluk duyuyorum. Sağ olsun bir arkadaş kendi kitabını veriyor, ben kitabın sayfaları arasında gezinirken yanıma yanaşan kedicikle farklı türden duygular yaşamaya başlıyorum. Hakan Günday  sinema sanatına olan özel ilgisiyle, -belki de dizi senaryosu yazdığından- kitaba öylesi bir hızlı giriş yapıyor ki ilk sayfaları okuyan birinin kitabı elinden bırakması imkânsız. Işın Hanım -önceden sorduğum soruya karşılık olarak-“Biz...