Beyoğlu hatırlatır yaşananları
Nice hikâyeler barındırır Beyoğlu. İstanbul’un hafızasının en büyük şahididir aslında bu semt. Semtin Tarlabaşı’na açılan yerlerinden birinde şahit olduğu yıkımlara tüm ihtişamıyla direnen Çember Apartmanı, Defne Suman’ın yeni romanına mekân oluyor ve tarihe ışık tutuyor. Doğduğu günden beri bu apartmanda yaşayan İstanbullu Rum Bay Periklis’in ağzından dinliyoruz İstanbul’un hafızasından sızanları bu kez. 75 yaşındaki Bay Periklis tam Kovid pandemisinin arefesinde apartmandaki boş dairelerden birini satın almaya gelen Leyla adında bir genç kadına âşık oluyor. Pandemiyle birlikte apartmanın tüm sakinleri evlerine kapanmak zorunda kalınca da anılarını yazma işini Leyla’yla birlikte yürütmeye başlıyor. Leyla’ya duyduğu aşk yeniden başlama, hayatı coşkuyla karşılama, kendini hatırlama yolculuğu oluyor Bay Periklis’in.
Mateme karşı ümit
Aşk bu yolculuktaki en umutlu duraklardan biri ama onun İstanbul’un tarihiyle iç içe geçen anıları acı, sürgün, gözyaşı, ihanet, hayal kırıklığıyla dolu. Varlık Vergisi’yle varlığını kaybeden bir ailenin çocuğu olmaya alışmaya çalışırken en beklemediği yerden gelen darbeyle yüzleşiyor hayatla Bay Periklis: 6-7 Eylül Olayları. Eczacı babasının her derdine koştuğu komşularının taşlarla onların evlerine doğru koşmalarıyla bitiyor masumiyet. Sonra da o eczacılıkta okurken annesi, vatan haini diye yerinden yurdunda edilen babası ve 30 bin Rumla İstanbul’u terk ediyor. Bir başına Çember Apartmanı’nda kalan Bay Periklis bir yandan sırf biri Rum biri Türk diye elini özgürce tutamadığı çocukluk aşkının onu terk edişiyle başa çıkamaya çalışıyor bir yandan da Beyoğlu’nda kendi kimliğiyle var olmaya çalışmakla. Aşkı aramaktan vazgeçmiyor. Evleniyor, başka kadınlar seviyor ama hep eksik kalıyor. Tıpkı Beyoğlu gibi, İstanbul gibi. Defne Suman, “Çember Apartmanı”nda Beyoğlu’nun dehlizlerine dalarak İstanbul’un hafızasında dolaşıyor. Beyoğlu’na izlerini bırakmış pek çok kahramanla tanıştırıyor okuru. Onların izlerini sürerek İstanbul’un değişimine tanık ediyor. Bir yandan matem tutarken bir yandan ümitle yeni güne uyanan Bay Periklis’le artık olmayan bir Beyoğlu’nu gösteriyor. Bir direnişe şahit olurken her sayfada içinize hüzün işliyor. Beyoğlu’na, İstanbul’a bir ağıt yakıyorsunuz yazarla birlikte.

Yorumlar
Yorum Gönder