Ana içeriğe atla

NİKOLA TESLA - ZAMANIN ÖTESİNDEKİ DEHA - Gülsevinç Demir

Yazar, Tesla hakkındaki ilgisini frekans ve yüksek voltaj üzerine yürüttüğü çalışmalar olarak açıklamış.
Elektrik mühendisliği alanında çalışan yazar, bu ilgisi nedeniyle Tesla’nın sekreterliğini yapan iki kadına ve laboratuvar teknisyenlerine ulaşmış.Sonra da Tesla’nın arkadaşları ve onunla birebir ilişkide bulunan diğer insanlarla tanışma fırsatını yakalamış.
Tesla Derneği’nin kurulmasına bu insanlarla birlikte ön ayak olmuşlar.Bu dernek 100.yıl nedeniyle yapılacak araştırmaları destekleyip, düzenleyecekti.Ertesi yıl dernek ömrünü tamamlamıştır. Bundan sonra Margaret Cheney,bu büyük dehayı yazmaya koyulmuştur.
Kitap 30 bölümden oluşuyor.Yazar her birine farklı bir başlık vererek derlediği bilgileri adeta saçıyor.Teknik terimler oldukça fazla, bazen karmaşık sıkıcı bir tarz oluşuyor.Elektrik mühendisi olanların sanırım çok zevk alacakları bir Tesla kitabı.Ben sosyal bilimci biri olarak daha ziyade Tesla’nın kişiliği ve toplum için yapmak istedikleriyle ilgilendim.Nikola Tesla eşsiz bir bilim insanı ve mucit.Herbirimiz bir meslek sahibi olarak geçiyorız belki hayat sahnesinden.Ancak önce insanız.
Nikola Tesla, tek başına çalışmayı ve yalnızlığı seviyor demiş yazar.Ancak ben buna pek ikna olmadım.Çünkü Mark Twain gibi müthiş bir adamın dostluğunu kazanmış, ayrıca karı koca Johnson’lar da var.Üstelik yanında sekreterleri ve teknisyenleri ve zaman zaman başka mühendisler de var.Sonra davetlere katılan özellikle yaşlandıkça doğum günü partilerine daha çok öykünen bir adam.Parası varken çok lüks otellerde kalarak, hayatını buralarda geçiren çok şık olabilen bir adam. Sırp Ortodoks Papazı olan babası şiir yazmaya meraklı ve Nikola da şiir yazmaya gençliğinde başlıyor.Hayatı boyunca da şiir yazmaya devam ediyor.
İngilizce ,İtalyanca;fransızca ve Almanca biliyor ve arkadaş toplantılarında kendi dillerinde şiirler okuyarak insanları hayrete düşürüyor.
Nikola Tesla, üst üste 18 adet keten peçete kullanarak dalgın bir halde bunlarla yemek masasındaki zaten parlayan kristalleri ve camları parlatan biri.Mikroplardan tiksintiyle karışık bir korku duyuyor.Üçe bölünebilen sayıları tercih ediyor.Tabağındaki yemekten bir parçayı ağzına götürmeden lokmanın tüm kübik özelliklerini hesap ediyor, siparişini menüden vermiyor,önceden telefonla verdiği direktiflerle hazırlatıyor.Masasına şef garson tarafından hizmet edilmesini istiyor.
Tesla ergenlik yaşlarındayken aile soysimini değiştirerek Tesla soyadını almış.1856 yılında Hırvatistan’da doğmuş.Babası Papaz 3 kız 2 erkek kardeşler.Annesi okula asla gitmemesine rağmen müthiş yaratıcı bir zeka.İnanılmaz bir hafızaya sahip.Ciltler dolusu şiir küllüyatını ezbere okuyabiliyor.Pratik ev gereçlerini ve tüm giysileri kendi yapıyor. Tesla daha 5 yaşındayken icatlarına başlıyor.Her ne kadar çatıdan aşağı uçmakla sonuçlansa da , ürettiği 16 böcek gücündeki motorunun böcekleri arkadaşı tarafından yenilse de bu tutkusundan vazgeçmiyor.Ve mühendislik okuyor.Her ne kadar okulunu bitirmediği söylense de o tüm mühendisleri geçmiş bir bilim adamı,mucit ve mühendistir.Teleskopik bir hafızaya sahiptir.Hayatının ilk yılları ailesiyle pastoral bir ortamda çoğu hayvanla içiçe geçmiştir.Kardeşi Daniel’in 12 yaşında ölümünden sonra kendi yaşamına çok katı bir disiplin uygulamıştır.Elde edeceği başarıları bu öz disipline atfetmiştir.Kitap okumasının yasaklanmasını bile mum yağı icat ederek alt etmiş bir mucittir o.
Yazar, kitabın ilk bölümüne Modern Promete başlığını uygun görmüştür.Promete ilk uygarlığın öncüsüdür.Balçık toprak için insanlara ateşi getiren ilahtır.Yazar, Yıldırımın efendisi,Şimşeğin efendisi denilen Tesla’ya çok güzel bir ad yakıştırmıştır.
Tesla,hayatı boyunca bir çok makale kaleme almış.Düşüncelerini gazetelere göndermiş, bir çok gösteri düzenlemiş.İnsanları hayretlerde bırakmıştır.Mc.Govern adlı bir İngiliz gazeteci, labarotuvarını gezmiş ve afallamıştır.Tesla’nın kırmızı bir alev topu yaratıp bunu avuçlarında tutması, onu kendi üzerinde dolaştırıp, sonra bir kutuya koyması adamı şaşkına çevirmiştir.
Nikola Tesla’nın ‘’Buluşlarım:My inventions’’ adlı kendi yazdığı bir otobiyoğrafi kitabı da vardır.Dünyaya yön veren sayısız icadın altında onun ismi vardır.1943 itibariyle 26 ülkede 300 e yakın patenti bulunmaktaydı.1943 yılında öldüğünde sayısız materyalini taşıyan kutuları mühürlenerek FBI tarafından teslim alındı
.Amacını dünyadaki tüm bireyler ve topluluklar arasında yakın temas,birbirlerini daha iyi anlama ve dünyayı her zaman barbarlığa ve kavgaya sürükleyen ulusal egoizm ve gururun ulu ideallerine bağlayan fanatikliğin ortadan kalkması olarak açıklayan bir barış adamıydı.Kral Peter’e Yugoslavya’nın ayrılmaması gerektiğini hasta yatağında söyleyen idam cezasını barbarca,insanlık dışı ve gereksiz bulan biriydi.
Çoğu buluşuna patent alamamış.Hayatı boyunca Edison’la girdiği bilimsel mücadele ile anılmış.Kazandığı 2 milyon doları yine bilime yatırmış.Güvercinleri çok seven,hayatı boyunca onları besleyip,iyileştiren,gezegenler arası iletişimin mümkün olduğuna ,evrenin her yerinde bizim gibi acı çeken çalışan insanlar olduğuna inanan ve ilerde bunlar arsında bir kardeşliğin doğacağına inanan bir adamdı.Bu nedenle Yıldız Savaşlarının da fikir babasıydı.
Tıp alanındaki oksilatör (nefes alıp verme kalıbı) gibi,kanser tedavisi için ışın yöntemi;MR gibi tıp için aletleri bulan telsiz sistemi,kablosuz elektrik ,dünya çapındaki telgraf,radyo,TV,cep telefonları, uzaktan kumanda sistemi,güneş enerjisi ve rüzgar enerjisinin yararları,alternatif akım,robot çalışmaları vs bir çok konuda bilime hizmet etmiş, depremlerin önceden bilinerek önlenebileceğini,maden ve petrol yataklarımn yerlerinin tesbit edilebileceğini öngörmüştür.
Yaşadığı tüm haksızlıklara karşın’’ Bırakın gerçeği gelecek söylesin.Bugün onların ise,uğrunda gerçekten çok çalıştığım gelecek benimdir.’’ demiştir.Tek bir insanın hayatımızı,tüm dünyayı nasıl sihre dönüştürdüğünü diyor yazar onda gördük.Yaptığı icatları barış için yaptığını,başarılarının insancıl sonuçlarına yoğunlaştığını söylemiş Tesla , içgüdü ,bilgiyi aşan bir şeydir.Yaşadığım olayları gözden geçirdikçe kaderlerimiz şekillendiren etkilerin ne kadar algılanması güç olduğunu farkediyorum diyerek yüce bir güçe atıfta bulunmuştur.
Tesla,ABDli bir sırp asıllı mucit olarak parasız bir şekilde otel odasındaki yatağında ölü bulunup bu dünyadan ayrıldığında,arkasında insanlık için pek çok çalışma ve buluş bırakmıştı. Şahsen bu yazımı onu, onun şu sözü ile bitirmek istiyorum. ‘’GERÇEK ÖDÜLLER,HİÇBİR ZAMAN YAPILAN İŞ VE GÖSTERİLEN FEDAKARLIKLA DOĞRU ORANTILI DEĞİLDİR...’’

GÜLSEVİNÇ DEMİR
24.02.2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kör Burun - Hikmet Hükümenoğlu

Hikmet Hükümenoğlu’nun Körburun romanı, Mürekkep Yürekler buluşmamızda uzun uzun konuştuğumuz, her okurda farklı izler bırakan, katmanlı ve düşündürücü bir metin. Türkiye’nin yaklaşık 1950’lerden 1990’lara uzanan bir dönemini, Körburun adlı kurgusal  bir adada geçen  roman; bireysel hikâyelerle toplumsal dönüşümleri iç içe geçirerek hem karakterlerin hem de okurun kendi geçmişiyle yüzleşmesine alan açıyor. Roman, siyasal gelişmelerin karakterlerin hayatlarını belirlediği bir atmosfer sunsa da, doğrudan politik bir tartışma yürütme ya da tarihsel bir yargı koyma amacı taşımıyor. Aksine, toplumsal olayların bireylerin iç dünyasında bıraktığı izleri, “nesilden nesile geçen tortu”yu ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşmasını anlatıyor. Zaman, hafıza ve dönüşüm Körburun ’un en belirgin temalarından biri zamanın dönüştürücü gücü. Romanda geçmiş hiçbir zaman tamamen geride kalmaz; duygular, travmalar ve ilişkiler yıllar sonra bile yeniden filizlenir. Kitapta altını çizdiğimiz şu cü...

Yağmurlu günde Sergi Gezileri

Arter'de Sarkis ve Salt Beyoğlunda Handan Börütecene sergilini geziik, Mısır Apartmanında çay içtik   Bir mekânla birlikte var olmak, mekânsal referanslar veya çağrışımlar üstlenmek veya yeni bir mekân kurgulamak üzere tasarladığı yapıtlarını her sergilenişte değişime ve yorumlamaya açık tutan Sarkis, Arter’deki  SONSUZ  adlı sergisinde de kurumun koleksiyonunda yer alan yapıtlarından seçtiklerini birbirleriyle ilk kez buluştururken, onlara Arter’in 2. kat galerisinde yeni bir yaşam ve deneyim alanı açıyor.   1980’li yıllardan başlayıp sanatçının 2015 yılında Venedik Bienali Türkiye Pavyonu için gerçekleştirdiği  Respiro  isimli yerleştirmesinden çeşitli parçaları da içine alarak Sarkis’in üretiminde geniş bir zaman dilimini kapsayan  SONSUZ , ısıtma, yakma, kamuflaj, bellek, iz bırakma, atölye, ev gibi sanatçının eserlerine sıklıkla eşlik eden kavram ve temaların yanı sıra ışık, renk ve müzik gibi farklı unsurların pratiğinde oynadığı başat rolü ...

Zamir Toplantısı - Erhan Çıpa

  Sevgili   Neslihan arkadaşlarımın kitap kulübü için buluştukları mekânın ismi ‘İstanbul Sanat Kafe’ Onların yöntemlerini sana aktarmak için çıktığım bu yolculukta üst üte tesadüfler gelişiyor, sokağın adı “ Mektupçu Sokağı ” olduğundan anlatım dili olarak bu yönteme başvuruyorum. Yine tesadüf olarak sizin tartıştığınız Hakan  Günday’ ın ZAMİR kitabını seçmişler,-önce izin isteyip-kenara ilişiyorum. Erdinç ağabeyimin geçmiş zamanda doğum günümde bana hediye ettiği  Hakan Günday  kitabının-ismini bile unuttum-kapağını dahi açmadığım için suçluluk duyuyorum. Sağ olsun bir arkadaş kendi kitabını veriyor, ben kitabın sayfaları arasında gezinirken yanıma yanaşan kedicikle farklı türden duygular yaşamaya başlıyorum. Hakan Günday  sinema sanatına olan özel ilgisiyle, -belki de dizi senaryosu yazdığından- kitaba öylesi bir hızlı giriş yapıyor ki ilk sayfaları okuyan birinin kitabı elinden bırakması imkânsız. Işın Hanım -önceden sorduğum soruya karşılık olarak-“Biz...